Wednesday, July 28, 2010

sevgili wliabw,

uzun zamandır yazmadım. yapacak bir şeyim yokken daha çok yazıyormuşum herhalde. bir süredir hayat biraz yoğundu. şimdi yine yavaşladı. okul bitti yani tatile girdi bitti derken. vay be. demek ki ben de bir gün bu okulun bir senesini böyle normal bir öğrenci gibi geçirip nihayete erdirebilecekmişim. hayat ne tuhaf jeoloji filan demek istiyorum burda. ve alnımı göstererek "şurda ne yazıyosa o". dimi? valla öyle. önümde uzun yıllar olsa da.. bakalım nereye varacağım?

bu aralar hava çok sıcak ve istanbulda yapacak hiçbir şey yok. yani elbet vardır isteyince ama ne bilim benim için yok. bütün suçu sıcaklara atarak evde yatmaya devam ediyorum. depresyona girmiyim böyle? valla o da kısmet bi yerde. ne yazıyosa o.

denize gidemedim, çok fena. çok üzülüyorum kendime. şartlar bir türlü müsait bir mahiyette tezahür etmedi. imkanlar da etmediler. remazan da geliyor. acaba diyorum sayfiye yerlerine yerleşmiş emekli teyzeler, amcalar gibi eylülde mi denize girsem? çünkü eylülde deniz çarşaf gibi olur, yazın gürültücü ahalisi de evine dönmüş olur. sabah 7de kalkarsın bi denize girersin sonra mis gibi kahvaltı sonra zaten bir süre güneşe çıkmamalıyız. bulmaca çözebiliriz o sırada ya da ajansa fln bakarız. sonra bir deniz daha yapabiliriz. ve ikindi olur, sonra akşam ve yatsı. belki..

canım o kadar yapacak bi şey bulamadı ki bunu yazmaya başladım işte düşün. sims bile oynayabilirdim. sims oynayayazdım bugün. ve içerde oturunca çok sıcak oluyor o yüzden balkona çıktım. çok rahat olduğumu söyleyemicem ama en azından bunalmıyorum burda. açık hava güzel şey. ışıklar daha az olsaydı ve yıldızlar daha çok.

of ama sinek ısırdı beni sol bileğimden. :/


Monday, March 29, 2010

vs vs

tesadüf. bu dönemin vizeleri de yine bi saat uygulamasıyla başladı. bu hafta 4 tane, 4ü de birbirinden güzel vizem var ve bu haftasonunu olabildiğince boş geçirdim. hala da oyalanıyorum.
okul bazen dayanılmaz, bazen fena değil, çok kısa zamanlar içinse iyi.. ama artık pek düşünmüyorum. başka şeyler düşünüyorum.
"eninde sonunda dersin elbet bir gün her şey yolunda."

Thursday, March 11, 2010

Elsaya şiirler

Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin
Zaman kadındır İster ki
Hep okşansın diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiği ayna gibi
Zaman sensin uyuyan sen şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan bir bıçak gibi
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu durdurulmuş zamanın işkencesi mavi çanaklarda kan gibi
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler Asıl demek istediğim bu
Hazzın ötesinde sevgim hiçbir zararın erişemeyeceği yerde bugün sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Her söz
Dudağımda bir dilenen zavallı
Acınacak birşey ellerin için kararan birşey bakışının altında
İşte bu yüzdendir sık sık seni seviyorum deyişim
Boynuna takabileceğin bir tümcenin o parlakca kalp kristali
Kaba konuşmamdan gücenme benim Bu konuşma
Ateşte şu tatsız cızırtıyı çıkaran sudur o kadar
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Bilmem ben
Sana benzeyen zamandan söz açmayı
Bilmem senden söz açmayı bilir görünürüm
Tıpkı uzun bir süre garda
El sallayanlar gibi gittikten sonra trenler
Bilekleri sönerken yeni ağırlığından gözyaşlarının
Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden Pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan korkuyorum senden

Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

Louis Aragon


bu şiirin sadece son dörtlüğünü biliyordum bugüne kadar, bugün tamamını okudum, en güzel yeri sonu. bence.

Saturday, January 23, 2010

If

If you can keep your head when all about you
Are losing theirs and blaming it on you,
If you can trust yourself when all men doubt you,
But make allowance for their doubting too;
If you can wait and not be tired by waiting,
Or being lied about, don't deal in lies,
Or being hated don't give way to hating,
And yet don't look too good, nor talk too wise:

If you can dream and not make dreams your master;
If you can think and not make thoughts your aim;
If you can meet with Triumph and Disaster
And treat those two impostors just the same;
If you can bear to hear the truth you've spoken
Twisted by knaves to make a trap for fools,
Or watch the things you gave your life to, broken,
And stoop and build 'em up with worn-out tools:

If you can make one heap of all your winnings
And risk it on one turn of pitch-and-toss,
And lose, and start again at your beginnings
And never breathe a word about your loss;
If you can force your heart and nerve and sinew
To serve your turn long after they are gone,
And so hold on when there is nothing in you
Except the Will which says to them: "Hold on!"

If you can talk with crowds and keep your virtue,
Or walk with Kings nor lose the common touch,
If neither foes nor loving friends can hurt you,
If all men count with you, but none too much;
If you can fill the unforgiving minute
With sixty seconds' worth of distance run,
Yours is the Earth and everything that's in it,
And which is more you'll be a Man, my son!


Rudyard Kipling